18 Eylül 2016 Pazar

Durum güncellemesi: YURT

Evimi bırakmış, bu satırları yurt odasından yazmaktayım. 
Gece gece Jealousy Incarnate izliyorum. Özellikle son bölümden beklentim daha yüksekti. Belki çok yorgun olduğum için ve biraz geçerek izlediğim için önceki bölümlerden aldığım keyfi alamadım.

İtiraf etmiş bulundum, biraz geçerek izledim uykum olduğu için ^^ ama diziler yine de keyif verici tabii bunca işin arasında. 

 

Çilekli yoğurdumla bakışıyoruz bir taraftan, varlığının beni nasıl mutlu ettiğini tarif edemem. ^^
Tüm yoğunluğumu ona vermiş bulunmaktayım. :))

Yarın benim okulum da başlıyor. Bu hafta çokça program yaptığım için her gün katılım gösteremeyeceğim ki hazır buradayken katılım sağlamam gerekirdi derslere ben de farkındayım ve yoklama alınmamasını umuyorum. 

İnşallah hepimiz için harika bir sene olur! ^^
Bu arada yan odama yeni bir arkadaş geldi. Sabahtan beri Age of Youth'u yaşıyor gibiyiz. Birbirini tanıma çabaları, küçük ama o ilk tanışma vaktinde çok önemli olan paylaşımlar filan..


Bu arada kimler okuyor?? Kimlerde var yeni dönem telaşı? :) 

14 Eylül 2016 Çarşamba

İlk YouTube Videom (eng): All About Ororo Tv & My Language Improvement

Merhaba Canlar! ^^
Bugün dün gece hazırladığım ingilizce videoyu paylaşmak istiyorum sizlerle. İlk youtube videom,  desteğinizi bekliyorum :) Gece çekmek zorunda kaldığım için sesim biraz ilginç çıkmış, videoyu birkaç kez çektim artık daha fazla çekemeyecekken sonuncuyu paylaşmaya karar verdim ^^, umarım rahatsız edici değildir.


13 Eylül 2016 Salı

Orijinal Giyim Markası: Ninemin Dolabı & Seçtiklerim


Bu yıl düzenlenen ve bir ilk olan İstanbul Gençlik Festivali'nde tanıdığım, ürünlerini görür görmez orijinalliğinin farkına vardığım, sonrasında da severek takip ettiğim bir giyim markasını, Ninemin Dolabı'nı tanıtacağım bugün size. 



Today I'll introduce you the brand I came across at the first Youth Fest which was held in Istanbul. It's named as Ninemin Dolabı. I have been following it since back then. 


Festivalde gezerken görmüş, git gel aynı tuniğe (elbise olarak da giyilebilir) bakmış en sonunda dayanamayıp satın almıştım. Aldığım tuniği ve kombinimi eklediğim postum için bir tık! :)
Here's the post in which I've combined the tunic I've bought.


Tabii ki ürünler sadece tesettürlü arkadaşlar için değil ama genellikle ürünlerdeki vücut hatlarını belli etmeyen bolluk ve uzunluk sebebiyle tesettürlü arkadaşlar tarafından rağbet görüyor butik.

Of course the products are not only for hijab women but they have been caught on by them because of their loose and long structure.

Butiğin paketi ve etiketleri de çok orijinal ve sevimli, değil mi? :)



Ninemin dolabı adını yansıttığı gibi şimdilerde retro veya vintage diye tabir ettiğimiz stili de yansıtıyor. Tüm ürünler gerçekten sizin de tabir ettiğiniz gibi Ninemizin dolabından çıkmış gibi. ^^


Butiğin diğer bir özelliği de çok az ürünün olması ve sürekli yenilenmesi. 

Sizin için seçtiklerim / Products I've chosen for you:
  

Mavi etek / Blue Skirt: 80 TL (direct link for other details)


Portakal Batik Şal / Batik Orange Scarf: 25 TL (direct link)


Kırçıllı Mavi Pamuk Elbise / Greying Blue Cotton Dress : (direct link)



Mavi Basma Elbise / Blue Printed Cotton Dress: 100 TL (direct link)


Bej Pamuklu Elbise / Beige Cotton Dress: 100 TL (direct link)





İletişim için / Contact information:
İnstagram : https://instagram.com/ninemindolabi


Nasıl buldunuz? ^^Sizin de özellikle hoşunuza giden modeller var mı?

Ninemin Dolabı Kombinim

Ve ilk kombinimle karşınızdayım! :) Hala photoshop'ta çok acemiyim, daha kolay bir yöntemi varsa paylaşın lütfen benimle! :)

Mayıs'ta gerçekleşen ilk Gençlik Fuarı'nda görür görmez çok beğendiğim, şimdilerde de severek takip ettiğim bir giyim markası, Ninemin Dolabı. Vaktim yetmediği için tanıtım postunu tamamlayamadım ama bir sonraki yazımda ondan bahsetmek istiyorum. :) 

Bugün oradan aldığım kırmızı çizgili keten tuniği nasıl, nelerle kombinlediğimi paylaşmak istedim sizinle. 


Tunik / Tunic : ninemin dolabı - 100 TL
Clutch: ninemin dolabı (direct link) -20 TL
Şal / Scarf: İpekevi (direct link) - 120 TL
Babet / Flat shoes: İnci

Yukarıdaki kombini Ramazan ayında çok sevdiğim bir etkinlik gecesine katılırken giymiştim. Yalnız o gece giydiğim babeti bulmakta zorlandım, yerine internetten bir babet resmi ekledim. ^^
Kıyafetleri festivale özel fiyatlarıyla aldım. Clutch ve tunik 100 TL tutmuştu diye hatırlıyorum.

 Çok uygun bulanlar oluyor Ninemin Dolabı'nın fiyatlarını. Ben dürüst olmak gerekirse herkes için uygun olduğuna inanmıyorum ama kesinlikle orijinal ve ücrete değer ürünlere sahip olduğunu düşünüyorum. Tunik incecik, clutch'ın da el boyaması olduğunu duyduğumu hatırlıyorum. Ben severek aldım ve giydim. Tek eksiği içini göstermesiydi tuniğin o da büyük ihtimalle çok ince olmasından kaynaklanıyordur.

Umarım beğenmişsinizdir! :) Haydi iyi geceler! ^^ (İyice gece kuşu oldum yalnız)

This part is for my foreign friends who have been asking me to translate my posts.
Still not good at photoshop, would love it if you know and could recommend me a way to make fashion collages in an easier way.

Today I'll share the combination I've made with the tunic and clutch I bought from the fist Istanbul Youth Festival which was held this year. They are from the brand called Ninemin Dolabı which I loved from the moment I first noticed it. You can see the combination and the details above.

I wore these, except the flat shoes (just found them online), at an event which was held in Ramadan. 
I had a discount but still I don't think the tunic is too affordable for everyone as some explain. However they are worth the money you give since the tunic was so thin for a hot summer night and clutch was hand dyed as I heard. The only disadvantage was the fact that the tunic was too tick and a little see- through which is a bad thing for me you can guess :)

Hope you like it, gotta sleep now! :) Tc..

11 Eylül 2016 Pazar

Mülteci Kampı Deneyimim & Kurban Bayramı

 Merhabalar,

Geçen yazdan itibaren aylarca üzerinde hiçbir karşılık beklemeden çalıştığım, daha doğrusu destek olduğum bir proje vardı. Bu projenin programı kapsamında Nizip mülteci kampına gitmiştim. Orada edindiğim deneyimleri tarif edemem. Çok sürmedi ziyaretim ama o kısıtlı saatler arasında edindiğim deneyimin tarifi imkansız. Başlarda Suriyelilere sempatiyle yaklaşmamış bir kız olarak söylüyorum, oradaki insanlar o kadar masum, bizim şikayetlerimizden bihaber ve bizlere o kadar duacılar ki.. Onları tanıdıktan sonra herkese karşı bakış açım değişti. Metrobüslerde yaşadığımız iki talihsiz olay yüzünden (ki onların psikolojisini asla anlayamayız) tüm Suriyelilere tepki almanın çok yanlış olduğunun farkına vardım.

Daha sonra sizlerle daha detaylı şekilde anılarımı paylaşabilirim. Orada onların kötü hissetmesini istemediğimiz için özellikle fotoğraf çekmemeye özen gösterdik ve vaktimizi onları anlamaya ayırdık.


Galerimde gezinirken bu fotoğrafı buldum. Hemen tarihe baktım. Nizip mülteci kampındayken çekilmiş. Fotoğrafı ne ara çektiğimi hatırlamıyorum bile. Belki benimle aynı ekipte olan arkadaşlarım gönderdi ve kaydettim, hiçbir fikrim yok. 

Görür görmez oradaki kardeşlerimizin bayramı nasıl geçirecekleri sorusu düştü aklıma, ve aslında bu fotoğrafa rastlamadan da onları hatırlamam gerektiği gerçeği.. 
Belki de yardımlaşmayı, paylaşmayı, kısacası günlük hayatla boğuşurken unuttuğumuz ve zor duruma düşmeden de hatırlamadığımız değerleri hatırlamak için bir fırsat bizim için kurban bayramı. Birçoğumuz unuturuz ama kurban sadece maddi değil manevi yönden de birbirimize yakın olmayı gerektirir. Kurban; toplumda kardeşlik, yardımlaşma, fedakârlık ve dayanışma ruhunu mayalar ve geliştirir.. Kendinden kötü durumda olanı da görmemize, kendimiz ve çevremizin farkına varmamıza sebep olur. Sahip olduğumuz imkanları unutup her gün yüzlerce bencillik örneği gösterebiliyoruz. Günlük hayatımızın yoğun temposuna dalarak oradaki ve buradaki kardeşlerimizi unutmayalım. 

Şimdiden hepinize hayırlı, bol paylaşımlı bayramlar! 

10 Eylül 2016 Cumartesi

İlk Mim: Blogger Life

Eveet yeni blogumun ilk mim'ini de almış bulunmaktayım!! :)) Çok teşekkürler Saliha! :) 
Saliha Nur'un beni mimlediği postu için bir tık!

 


O kadar samimi cevaplar vermiş ki kendisi okurken karşısındaymışım da muhabbet ediyormuşuz hissini yakaladım. :) 
O zamann başlıyorum efendim ilk mim'e:

1. Blogger denilince aklınıza gelen 3 şey ?

Benim de aklıma saliha nur gibi ilk sabır geldi ^^ Çünkü daha önce de uzun seneler blog yazdım fakat bir dönem çok yazıp bir sonraki dönemde hiç yazmıyordum bu da yazmaya devam etmememe sebep oldu. Blogger olmak biraz sabır ve planlılıkla buraları unutmadan yazmayı sürdürmeyi gerektiriyor bence. 
İkincisi burada kurduğumuz kocaman ağ- ben blogger dünyası da diyorum. Yani o kadar ilginç ki günlük hayatıma devam ederken örn deep'in yazdığı bir şeyi düşündüm geçenlerde, sonrasında fark ettim aslında bu dünyanın hayatımızda ne kadar ciddi bir yer kapladığını ve aslında kendi içimizde bloggerlar olarak çok ciddi bir ağ kurduğumuzu. 
Üçüncüsü de çok dürüst ve samimi bir şekilde paylaşım yapmamız. Dediğim gibi uzun zamandır yazmıyordum ve şimdi geri döndüğümde uzun bir blog keşfine çıktım buralarda, o kadar samimi bloglar var ki yazarıyla muhabbet ediyormuş gibi hissettim. Keza ben de öyle, yazarken acaba yanlış anlarlar mı, bunu çıkarsam mı gibi ve benzeri aşırı kaygılara bürünmeden yazıyorum.

2. Her temadan (kişisel,gezi ,kitap ,yemek)yazılarını en çok beğendiğiniz ve okumaktan  bıkmadığınız bloglara örnek veriniz ?
Kitap, gezi  ve yemek bloglarını çok seviyor ve beğeniyorum aslında. Hatta zaman zaman yazıları deneyimlediğim de oluyor örneğin bahsedilen yere gidebiliyor veya tarifi deneyebiliyorum fakat sürekli olarak takipte sıkıntı yaşıyorum. 
Kitap okuma dönemlerim olur benim, bazen elimden kitap düşmez (bu yıl çok sık değil gerçi o bazen kısmı^^) bazen de dizileri, bilgisayarı düşüremem elimden (bkz: şu an). Kitap bloglarını seve seve okusam da, işte bu bazen durumları yüzünden benim takiplerimin sıklığı azalmıyor desem yalan olur. 

O sebeple şu sıralar en sıkı takipte olduğum blog türü kişisel blog ve yazılar oluyor. Kitap bloglarında da yorumun fazla olduğu bloglar hoşuma gider yine aynı sebepten ötürü. :)



3.Yeni blogger yazmaya başlayanlara verebileceğin öneriler ?
"O kadar yeniyim ki asıl ben alırım bir önerinizi" diyeceğim ama mim'i bölmek istemiyorum. O halde eski blogumdan çıkardığım mesajı (New girl izleyenler bilir bir bölümde de vurgulanmıştı.) sunayım size: "Burada olmak istiyorsan, burada olacaksın." Yani bir blogger olmak, bu platformda daimi bulunmak istiyorsak, burada olmak ve yazmak işini ertelemememiz gerekiyor bence. En çok da kendime oldu bu öneri! :)

4. Hangi ülkede yaşamak isterdim veya çok gitmek istediğin mekanlar ?

HIM.. Yabancı ülkelere, dillere duyduğum merakı çevremdeki herkes bilir sanırım. Çok uzun süre boyunca Türkiye dışında yaşayabileceğimi sanmıyorum. Her ne kadar sevsem de yabancı kültürleri, Türk kültürüne çok aşina, alışkın bir yapım var ve uzun süreli değişikliği kaldırabileceğimi düşünmüyorum. Sanılanın aksine çok da açık değilim yani yabancı kültür ve yaşam tarzlarına. 

O sebeple Önce Asya sonra bir Avrupa turu yapmak sonra da evime dönmek isterdim! ^^

Hangi ülkeler derseniz de:  Kore, Japonya, Hindistan, Dubai, Malezya, İspanya, İngilitere filan derken benim liste baya uzadı yalnız :)) 

Yurt dışı benim heyecanlanmam için gereken anahtar kelime zaten! İnşallah hayırlısıyla imkanımız olur diyelim :))



Saat çok geç 3 olmuş bile, yatmam gerek :)


Aa unutuyordum en sevdiğim kısmı, Kimleri mimliyorum:





6 Eylül 2016 Salı

Yepyeni Kdrama: Jealousy Incarnate



Tam 'izleyecek dizi bulamıyorum, dizilerin (Cinderella And Four Knights dışında tabii ^^) eski tadı yok sanki' diyecektim ki tesadüfen bu diziye rastladım. Beni kendime getirdi resmen! :) Kong Hyo-Jin'i It's okay, this is love dizisinde izlediğimden beri çok severek takip ediyordum zaten. O sebeple hemen ısındım diziye. Yalnız Lee Hwa-Shin'e pek alıştım denilemez, her ne kadar çok yakıştırmasam da şu an onları ileride bir şekilde alışıp yakıştıracağımdan şüphem yok ^^.   Bu arada söylemeden edemeyeceğim beni diziye bağlayan asıl bir faktör de çoook sevdiğim dizim 1988'deki Sun-Woo'muz yani Ko Jung-Won oldu.  Onu dizide görür görmez daha çok izlemek istedim,  hatta asıl adam olmadığını öğrenince baya üzülmedim desem yalan olur. 
Beni hayran bırakan "konusuna" gelelim: Rekabetin her zaman dinamizmini koruduğu bir sektörü, medya sektörünü konu alıyor dizi. Her zaman bir parçası olmak istediğim ve hala sunucu olma hayalleri kurduğum, ciddi ciddi planlarını yaptığım için dizi beni daha ilk saniyelerinde çekti zaten içine.
Pyo Na Ri (Gong Hyo Jin) dizide haber sunucusu olamamış bir hava durumu sunucusudur. (aralarında ciddi bir fark varmış diziyle öğrendim.)

Her gun haberlere çıkmasına rağmen gölge gibi hiç fark edilmez vs derken Na Ri; kanalın yıldızı, ve en popüler haber sunucularından olan Lee Hwa Shin(Jo Jung Suk)'a aşık olur. Ve sonra aralarına bir de Hwa Shin'in yakın arkadaşının (asıl sebebim!! :)) girmesiyle o her dizide bir "must" olan aşk üçkeni oluşur. Diziyi diğerlerinden farklı kılan sürekli devam eden enerji ve komedisi. 

Aşağıda neden bahsettiğimi anlayacaksınız:



İyi seyirler! İzliyorsanız yorum düşün birlikte izleyelim! :)



1 Eylül 2016 Perşembe

Modanisa'dan Harika Fırsat & Bayram Özel Seçimlerim

Harika bir fırsat! Modanisa'da gezinirken gördüm bayram indirimi ve bugüne özel bir indirim mevcutmuş şu an! 2 Ürün alana bir ürün bedava diyor! :) Ee malum bayram da geliyor ben de durur muyum tabii, hemen siteyi inceledim. 

Tesettür çok ince bir çizgi. Kıyafet seçerken çok daha dikkatli olmamız gerektiğine, çok dar ve kısa ölçülerden kaçınmamız gerektiğine inanıyorum. Bugün sizler için birkaç elbise seçtim! Beğeneceğinizi umarak, :)

Kolları ve etek uçları fırfırlarla hareketlendirilen elbise,son dönemlerde instagram'da bolca karşılaştığımız, şimdilerde çok sevilen model. Ne yalan söyleyeyim benim de çok hoşuma gitmeye başladı. Bir nar çiçeği bir de mor rengini çok sevdim. 

Dantel görünümündeki baskı desenlerin farklı bir hava katmış penye elbiseye. Hem rahat olsun hem şık görünsün diyenler için!

Minimal stilin sıkı takipçilerini memnun edecek bu elbise, şifon detayı ile dikkat çekiyor. Işıltılı aksesuarlarla tamamlayarak gün boyu şık hissedebilirsiniz. İndirim de var, bayram da yaklaşıyor! ;)

Pastel tonlarda desensiz parçalarla kombinleyerek uyumlu br görünüm yakalayabilirsin. Ben daha çok ninemindolabı'nın parçalarına benzettim, sizce de tarzı çok benzemiyor mu?

İndirim maalesef yok ama ben bayıldım! :) Yazın en ferah ikilisi japone kollu uzun elbise ve kap takım! Farklı kombinlerle gündüzden geceye tercih edebileceğiniz bu takımı, geniş renk alternatifiyle bulabilirsiniz. 

Minimal stilin sıkı takipçilerini memnun edecek bu elbise, şifon detayı ile dikkat çekiyor. Işıltılı aksesuarlarla tamamlayarak gün boyu şık hissedebilirsiniz. 


Enerjik renklerin bir arada kullanımına bayılıyorum! :) Bir de yeşili çok seviyorum galiba.. :)

Fırfır detaylarla kendine özgü naif bir stile sahip olan bu salaş elbise indirime girmişken kaçırılmamalı bence. Hem bayrama da yakışır! :) Yalnız bu şal harika uymamış mı elbiseye?

Yine fırfırlı modellerden, sevgim galiba ben bunları. :)

Biraz şımarık gözüken spor elbiseler kalp ben! Gerçekten çok sevdim. Tak spor ayakkabını altına, istediğin yere git! 

Bu iki elbisenin modeli bir. Özellikle arkasının kapalı olması çok hoşuma gitti. Önü yürürken nasıl görünür bilmiyorum ama ben favoriledim bile!


Minimal stilin sıkı takipçileri sever bu elbiseyi. Hem bol, hem rahat hem de şık duruyor. Kaçırmayın derim. 

Robadan dikişli sade modeliyle hem günlük kombinlerinizin bir parçası olabilir hem de doğru takıyla çok daha şık ve ağır durabilir bu elbise. Benim çok hoşuma giden bir model. Bana çok yakışmıyor ama fiyatına bakınca alsam mı dedim açıkçası. :)


Umarım işinize yarar! :) İyi bayramlar şimdiden!

Chanel 2016 Sonbahar'dan Seçtiklerim


Tekrar tekrar defileleri izleyip yorumlamaya bayılıyorum! Hazır, Eylül'e girdik, Sonbahar'a 'merhaba' dedik o halde bir Chanel'i hatırlayalım dedim.

Bu arada yanlış anlaşılmayayım, ara sokaklardaki butikleri incelerken de aynı tadı aldığımı dile getirmek istiyorum! :)

Bu arada başörtülü birisi olarak defiledeki birçok parçayı dışarıda çok rahatlıkla giyebileceğimi de eklemek istiyorum. Aşağıdaki videoda veya seçtiklerim kısmında neden bahsettiğimi göreceksiniz. 


Chanel Son bahar 2016 koleksiyonu Paris'in en çok katılım gören Paris Moda Haftası'nda gözler önüne sunulmuştu.

Aynalar, sütunlar ve altın vurgulu süslemelerle adeta balo ortamı oluşturuldu. Benim en çok hoşuma giden şey podyumun labirent şeklinde oluşturulup ve tüm katılımcılara ön koltuk deneyimi yaşatılmasıydı. 

Bunlar da benim seçtiklerim:


Ah o şalvarımsı pantolonlar!! :))

Ayrıca Chanel baştan aşağıya aynı renk giyilmez devrimini kapatmış olsa gerek. 



Aksesuar asla fazla gelmez felsefesiyle aşırı-süslenen Chanel Sonbahar koleksiyonu oldukça kalın aksesuarlar kullanmış.

Yorumlayanlar bunun 'aşırı kuvvetli' bir görünüm oluşturmak için yapıldığını söylediler. 



Bilekte sarılan diz boyu botlar da neredeyse tüm kombinlerde yer aldı. Son ve en büyük ayakkabı trendi olma yolunda diye yorumlanmıştı defile sonrası, ne düşünürsünüz bilmem :)